Gırtlağımıza kadar yalanlara gömülmüşüz, manevi değerlerden daha çok bilime inanıyor ve ruhumuzu toplumun bize dayattığı şeylerle besliyoruz, oysa aslında yavaş yavaş ölüyoruz, çünkü çevremizde neler olup bittiğini bilmiyoruz, hiç planlamadığımız şeyleri yapmak zorunda kaldığımızı, üstelik bütün bunlardan vazgeçemediğimizi, kendimizi gerçek mutluluğa, aileye,doğaya, sevgiye veremediğimizi biliyoruz. Peki, neden böyle oluyor? Çünkü sorumlu insanlar olduğumuzdan, hayatımızın geri kalan bölümünü kendimizi birbirimize adayarak yaşayabilmek için mali istikrara kavuşabilelim diye, çalışıyoruz hatta daha çok çalışıyoruz. Manevi duygularımızı maddi değerlere indirgeme yoluna gidiyoruz.
Bu bar tabureleri arasında yalnız bir kadın bir erkek yani ben devam ediyoruz hikayemize. Gırtlağıma kadar inen bira ve çilek tadı prangalara bağlı tutsak ruhumu özgür bırakıyor. Ruhum, tutsak kadın bedeninin içinde yalnızlığa sığınıyor. Bu soğuk sonbahar gecesi yalnızlık ateşiyle, bir yaz günü kadar sıcak ve çekici. Terlemiş elleriyle yüzüme narince dokunuyor ve sertçe kendine doğru çekiyor bedenimi. Omuzuna kadar inen saçlarının ıslak omuzlarına yapıştığını; titreyen ellerimle kolsuz badisinin yanından çıkan omuzuna dokununca anlıyorum. Elim tenine dokunur dokunmaz burnundan, tahrikkar bir nefes alıyor ve kısık gözlerime anlamlı bir bakış atıyor.
Nefesini içime çekerken yalnız insanlar kulübümüzün birkaç repliği uçuşuyor kafamda.
+ 'Gerçeklerde yalnızdır mum ışığının altında, karanlığa ulaşmaları an meselesidir.'
+ 'Sevmekte, sevilmekte, korkmakta bir anın eseri de değil midir!'
+ 'O karanlıkta gördüğümü sende gördün mü?'
+ 'Evet, yürüdüm. Yürüdükçe güvendim yoluma.'
+ 'Gerçektim artık bu karanlıklar bana ışık oldu yalnızlığıma.'
+ 'Özgürlük bedenim de yayıldı ve esir aldı beni. Artık hiçbir duyguya yer kalmadı.'
+ 'Beyaz güvercinler fısıldadı kulağıma uçsuz bucaksız karanlığın ışığına.'
Dakikalarca konuştuk dipsiz karanlık hikayelerimizi.
Ne işimizi, ne ailemizi, ne kendimizi biliyorduk.
Sadece paylaşılacak yalnızlıktı elimizdeki.
Sen, ben ve iki yalnız...
Toplum bize dayattığı; bize kim olduğumuzu, ne istediğimizi unutturan değer yargılarını yok sayıyor ve mutlu olmak; üretmek, yeniden üretmek ve daha çok para kazanmak için çalışmak değil sadece aydınlık karanlıklardı.
İliklerime kadar çektiğim son nefesimle, kokusuyla kendimden geçiyor, bedeninin tüm kıvrımlarını hissediyor ve dudaklarıyla karanlıkta aydınlık yollarda buluyorum kendimi. Tek beden olmuş iki yalnızdan birisiydi o yalnız kadın. Sırılsıklamdık bar tabureleri arasında. Tırnaklarını bedenimin derinliklerinde hissetsem de, mazoşist bir insan olmasam da bu acıyla aydınlanıyordum.
İliklerime kadar çektiğim son nefesimle, kokusuyla kendimden geçiyor, bedeninin tüm kıvrımlarını hissediyor ve dudaklarıyla karanlıkta aydınlık yollarda buluyorum kendimi. Tek beden olmuş iki yalnızdan birisiydi o yalnız kadın. Sırılsıklamdık bar tabureleri arasında. Tırnaklarını bedenimin derinliklerinde hissetsem de, mazoşist bir insan olmasam da bu acıyla aydınlanıyordum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder