Hoşgeldin yaşamak güzel derdin.
Ten kafesine nice kokuşmuş yüreklere inat
cızırtılı müzik
kitap kokusu ve sayıklamalarım hoşgeldin.
Dünya artık sen kokuyor.
Bize çok şey vadeden tanrılar,
hep sen kokuyor.
Sen kokuyor şiirler.
Cemal Süreyya, Edip Cansever sen kokuyor.
Tüm sanat camiası seni kanıtlıyor.Nasılda kanıtlamıştın kendini
herkese selamlarcasına
tıpkı bir çiçeksin kırmızı ve mavi kokan
kendine kraliyetini kurmuştun
taç yapraklarından.
Nasılda kanıtlamıştın kendini,
şiirler arasında kalarak
beni şair,
kendini şiir olarak yaratarak.
Nasılda kanıtlamıştın kendini
mavi ve ölümsüz,
hatta bir prenses ve anarşist olduğunu.
Yalancı ve gururlu gülümsemelere inat,
gülümsedin yine
mavi yine mavi.
Sen gülümsedin ben denizi unuttum.
Cemal Süreyya yine senden bahsetti.
Sen mavi oldun,
ben bir sahil kasabasında
sokakları denize çıkmayan yollarda yürüdüm.
Yürürken en hüzünlü şiirimi yazabilirim,
ve şöyle derim.
'' Mavi ve kadın''
göğe bakarım.
Alır paylarını düşen acıyı çocuklar bu dünyada çocuklar
açlıktan ölürler.
Sen ise '' Büyüyünce ne olacaksın?'' sorusuna
cevabım oluverdin.
Hayat her zaman berbattır,
fakat bu hayatta en popüler var olma biçimimdir,
sen ve gülümsemen, yaşamak güzel demen.
Evet kadın
kuşları severim ben,
ve siz benim gökyüzümsünüz.
Evet kadın
eski köprüleri severim ben
buluşup, mehtabı izlediğimiz.
Cumartesi günleri gelir buluştuğumuz.
sonra gökyüzü gelir
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak derim.
Yağmurda ıslanan saç tellerinde kalır aklım.
Sendeki saç teli gibi böyle saç teli görmedim ben.
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor.
Böyle saç teli görmedim ben,
elimi şair kılan.
Bazen birden aklıma geliyorsun ya,
öyle olsun istemiyorum
kasıtlı olarak düşünmek istiyorum seni.
Nasılda istiyorum bir bardak su gibi,
baş ucunda olmayı.
Her akşam olduğu gibi,
bu akşam yine,
yoğun istek üzerine
sana şiirler yazıyorum.
Her akşam olduğu olduğu gibi,
bu şiirde seni yoğun olarak özlüyorum seni.
Yürüyüşlerin en güzelidir kalp.
Evet
Ütopyadaki kadın
orada kal
gerçekler çirkin
ütopyalar güzeldir.