Duvarlarda Harlem çakması sokakların spot ışıklarıyla resmedilmiş Amerikan ''Rock'n roll'' unu yaşatan gümüş renkli çerçevelere bakarım ben. Bazen Elvis , bazen BB-king, bazen Johnny Cash, bazen Bülent Ortaçgil yada 80'ler dinlerim ben ama hiç konuşmam, susarım ben üzerimdeki sert tütün kokusunu çekerim içime. Bir sonraki durağım; gecenin geç saatlerinde işinden çıkmış, yine bu güne lanet okumuş bir barmenin, tek dostu içkisi ve sigarası olan bir erkeğin en masum halinin, en güzel giysisini giymiş renkli rüyaların ütopik kadınının, düşürmekte olacağı kadını bir meta olarak gören bir sex bağımlısı piç kurusunun bağnazlığının yada geceyi nerede geçireceği kuşkusunu içinde yaşayan bir ergenin yanıdır. Beni kimse yalnız bırakmaz ama ilişkilerim tek geceliktir benim. Bar kapıları kapanınca başka maske takmış bir insanı beklerim başka akşama. Niye diye sormayın her şeyi duyar, hisseder, tadarım ben ama kimse farkına varmaz benim kim olduğumun benim gibi 'BAR TABURELERİ' dışında...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder